Abraham Lıncol’ün Hayat hikayesi-2

Genç Lincoln 20 yaiına geldiğinde çok ağır işlerde, feriboltarda düşük ücretle çalışmaya başlamıştır. Çalışırken ilk defa insanların zincirlere vurulup satıldığını görür, siyah insanların hayvan muamelesi ve türlü türlü işkencelere maruz kalması Lincoln’ü çok üzüyordu. Etrafına bunun doğru olmadığını anlatmış. Bunu duyan gemi sahipleri Lincoln’ü işten çıkarttılar.
Sonra güç bela bir bakkalda iş bulmuştu. Müşterilere çok saygılı davranırdı. Onların hakkına riayet ederdi. Bir gün müşteriye eksik malzeme verdiğini anlayınca 5 kilometre yol giderek müşteriye eksik kalan malını vermişti. Lincoln sonraki dönemlerde Newsalem kentinden Springfield kentine taşındı. Çok sıkıntı yaşamasına rağmen dürüstlüğü elden bırakmamıştır. Abraham Lincoln bir arkadaşının kızıyla tanışıp evlendi. Ailesini rahat ettirmek için sürekli çalışıp durdu. Bu arada bir oğlu oldu, fakat onu kaybetti. Derin düşüncelere daldı, kederlendi. Eşi bu dönemde yardımına koştu, teselli buldular.
Abraham’ın sürekli kongre seçimlerine, eyalet seçimlerine, senato seçimlerine katılmasının sebebi ülkedeki adaletsizliklerdi. Bir defasında kongre üyeliğine seçildi. Kölelik Washington Hükümeti sınırları içerisinde kaldırıldı. Fakat güneyde hala insanlara zulum devam ediyordu; Zenciler katlediliyordu, evleri yakılıyordu, zincirlerde sürükleniyorlardı. Zavallı zencilere yapmadıklarını bırakmadılar. O sırada Türkler dünyanın 4/3′ne adalet serpiştiriyordu. Afrika da Osmanlı’nın adaletinin altındaydı, ama zulumle değil, şefkatle, bollukla, bereketle…
Abraham Lincoln, “İnsanlara adaletle davranmayı Türklerden öğrenmeliyiz.” demiştir.
Abraham New York’a davet edilir. Konferans salonunu dolduran dinleyiciler, saçma sapan hikayeler dinleyeceğini düşünüyorlardı, ancak Abraham’ı kölelik tarihine girişi, ülkenin sorunlarına sunduğu çözüm ve yapılması gerekenleri anlatan öyle bir konuşma yapmıştır ki, kelimenin tam anlamıyla mükemmeldi. Dinleyiciler Lincoln’ü ayakta alkışladılar. New York’ta çıkan bir haber başlığında: “Şimdiye kadar New York dinleyicilerinin hiç kimse bu kadar etki bırakmamıştı.”
Konferansları başka şehirde de devam etti. Bu arada da Cumhurbaşkanlığına aday gösterildi. Anca bir sorun vardı. Lincoln seçilmesi halinde ülkede kargaşa yaratabilirdi. Çünkü köleliğe sert bir şekilde karşıydı. Oysa köleliğin devamından yana olan güney cephesi hükümetleri vardı. Onların hepsi merkezi Washinton hükümetine bağlıydı.
Lincoln tekrar cumhurbaşkanı oldu.
Nihayet Lincoln başkan seçilir. Bu dürüst adam ülkenin tam olarak ne durumda olduğunun farkındaydı. Güneyliler Washington hükümetine savaş açarlar. Savaş bütün şiddetiyle başlar. Abraham Lincoln uyumadan, yemeden, içmeden gece gündüz savaşı idare ediyordu. Lincoln bir taraftan için için üzülüyordu. Savaş tam dört yıl sürdü. Güney orduları teslim oldu ve savaş bitti.
Abraham Lincoln savaş sırasında halkla birlikte savaşın bitimini kutlamak için büyük bir tiyatro salonunu açar, halkla içiçe olmak için içeri girer. Yerine oturur. Yerine oturduktan sonra arkadan sinsice yaklaşan biri bir el ateş edip Lincoln kaçar. Tüm müdahelelere rağmen kurtarılamaz. Tüm halk, özellikle itilip kakılan, insan muamelesi görmeyen zenciler, genci yaşlısı herkes bu adamın arkasından ağladı.
Abraham Lıncoln’ün Hayat hikayesi-1

Beyazıt Öztürk

Bugün kanalları gezerken Beyazıt Öztürk’ün röportajını gördüm, merak ettim ve dinlemeye başladım. Hayat hikayesi çok hoşuma gitti.
” İş hayatına 14 yıl önce özel radyoların birinde DJ olarak başlamış, fakat öyle konuşan DJ’lerden değil, sadece cd’leri değiştirip şarkı çaldırtıyormuş. Sonra bir gün hadi konuş biraz demişler ve oda konuşarak başlamış programa ve kendisi o günden sonra çok beğenilmiş ve İstanbul’dan teklif gelmiş. İlk beyaz Show deneyimini o zamanlar yapmış. Fakat çok heyecanlı olduğu için bir buçuk saat tek başına konuştuktan sonra konuklarını davet etmek aklına gelmiş. (O kadar ne konuştuğunu çok merak ettim
” Konuklardan biriside Okan Bayülgen
Fakat en çok Beyazıt Öztürk’ün şu sözü dikkatimi çekti ”Ben hayatta hiç büyük düşünmedim, hep küçük düşündüm, bir şeyleri yapmamaya çalışmama rağmen hep bir şeyler oluyor ”
Fakat şunu unutuyor, büyük hedefler her zaman küçük adımlarla başlar.
Gül Yaprağı

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini
aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli
olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan
açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı
geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden
kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist,
kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan
sonra söz’süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı,
tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar
suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz
demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir
gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı.
Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.
İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak
yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir
gül yaprağına her zaman yer vardı.
Bir Babanın Oğluna Verdiği Ders!!!

Fakat yaşlarımız küçük olduğundan dolayı bir kaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım. Mektuplarınızı …… edresine taahhütlü olarak yollayınız.
Mektubu posta kutusuna bıraktığı zaman bir den kendini on yaş büyümüş gibi hissetti.
Alfred Nobel Nasıl Başardı
Vasiyeti: “Bütün sermayemin insanlığın hayrına kullanılmasını istiyorum. İşletmelerimizin her yıl getireceği gelir, aynı ay içinde insanlığa en çok yardımı dokunan kimselere verilecektir. Bu gelir beşe bölünecek. Bir payı fizik alanında en önemli buluşu yapana, bir payı tıpta ya da fizyolijide en önemli çalışmayı bitirene, bir payı edebiyat çalışmalarında en önemli eseri bitirene, bir payı da uluslar arası barış ve huzur adına konferanslar ve toplantılar düzenlemek için çalışan kişiye verilecektir.”
Dünyada hiç kimse bilim adamına onun kadar değer vermedi. “Ruhsuz gaddar” dedikleri adam ortaya en büyük ödül koydu, sırf bilim ve barış adına.
Alfred Nobel 1833′de Stackholm’da doğdu. Fakir bir ailenin çocuğuydu. Dört kardeştiler. Biri bir yerde, diğeri başka yerdeydi. Baba İmanuel Nobel, ekmek parası için Rusya’nın Petersburg şehrine gittiğinde karısını ve çocuklarını geride bırakmıştı. Anca 5 yıl sonra ailesini yanına almıştır. Fakat işleride hep iflas eden baba dikiş tutturamayacağını anlayınca memleketine geri dönmüşlerdir.
Burada Alfred kimya üzerinde ciddi ciddi çalışmalar yapmaya başlamıştır. Baba da aileyi geçindirmek için didinirken bir türlü işleri yolunda gitmeyince, Alfred evdeki labaratuvarda çok sıkı çalışmaya başlamıştır.
Alfred Nobel özellikle patlayıcılar üzerinde çalışmıştır. Kömür ve diğer kıymetli madenlerin çıkarılmasında, tünellerin açılmasından köprülerin, tarım alanına kadar insanlığı büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştır. 1865′te dinamiti bularak insanlığı büyük zahmetten kurtarmıştır.
Alfred Nobel zamanın en büyük patlayıcısını bulmuştu. Dinamiti bulduğu için eleştiri oklarını üzerine çekti. Ama o nereden bilebilirdi ki kötü niyetli de kullanılacağını… O zamanın şartlarında sert kayalar ve cisimlerin parçalanması gerektiğinden büyük emekler harcanıyordu. Nobel’de bu soruna çare buldu.
Zaten o tarihten sonra köprü, tünel ve inşaat sektörlerinde insanlığın lehine gelişmeler oldu.
Garip bir adamdı Alfred Nobel. Onun için “asık suratlı”, “gaddar”, “duygusuz” diyenler oldu. Ölmeden önce bütün servetini bilim ödüllerine bağışladığında aynı insanlar arkasından, “deli, enayi” dediler. Tıpkı bizdeki “namuslu namussuz” tiplemesi gibi…
Bazen insanları anlamak mümkün değil. Alfred Nobel kararını verip, bütün servetini ödül uğruna bağışladığında, “Ne yapıyorsun sen, bari bir kımını ver” diyenlere hiç aldırış etmedi, hatta tersledi. İsveç kralı bile bu fedakar adama kafadan çatlak olduğunu söyleyecek kadar kafadan çatlaktı. Kral, “Bu ödül saplantısını kafasına manyak sekreteri Kinsky soktu” deyip adamcağızın vasiyetini kanun yoluyla bozdurma için Alfred’in yeğeni Emanuel’i Rusya’dan çağırttı. Ancak Emanuel, “Amcam çok güzel vasiyette bulunmuş, tartışılacak bir şey yok” diyecerek Alfred Nobel gibi bir adamın yeğenine yakışır bir şekilde tavır sergiler. Böylece Nobel ödüllerinin yolunu açmıştır.
Nobel ödülünü kazananlara 1 milyon dolar yanında bir de diploma ve altın madalya veriliyor. İlk Nobel ödülünü 100 yıl önce “X” ışınını bulan Wilhelm Röntgen kazanmıştır.
Peki sizin aklınıza bu adamın servetinin tümünü her yıl böyle bir ödüle neden ayırdığını biliyor muydunuz?
O zamana kadar dünyanın en güçlü patlayıcısı dinamiti bulan Alfred Nobel, bir gün gazetede bir haber okudu. Ölen kardeşini kendisine benzetenler gazete başlıklarına “Ölüm taciri öldü” diye başlık atmışlardı. Oysa ölen Alfred değil Ludurig’di. Bu haber onun çok zoruna gitmişti, öldükten sonra ölüm taciri olarak anılacaktır. Bu kabul edilemezdi. Bu yüzden tüm servetini ve servetinden sağlayacağı gelirlerini bilime ve barışa adadı.
Alfred Nobel, bir müddet sonra yani 1896′da yalnız yaşadığı Sen Remo’daki evinde vefat etti. Fakat adı hep anıldı ve anılacak.